Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!


Araştırmalarınız için Arama Yapın:





  
İnsan ve Çevre ilişkisi
www.arsivbelge.com
Çevre Hakkında Bilgi ve İnsan-Çevre İlişkisiİnsan ve Çevre ilişkisi dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Yazı Girişi: Çevre, canlıların içinde bulunduğu ve tüm hayati faaliyetlerini sürdürdüğü ortam ya da koşullardır. İlk canlılardan olan insanın ataları bu ortam içinde meydana gelmiş, üremiş ve yaşamışlardır. Doğanın ve çevresel etmenlerin insana etkilerinin yaşamsal özelliklerini kazanması ve mücadele yetisinin yükselmesini sağlaması yanında, zaman içinde insanın doğaya olan sınırlı karşı etkisi sonraki yıllarda ön plana çıkmış ve insanın varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Yaşama standartlarının giderek yükselmesi ve dünya nüfusundaki hızlı artış doğal kaynaklar üzerinde ve bireysel davranış ve ilişkiler üzerindeki baskıyı artırmıştır. Yazının Tamamı aşağıdadır!

İnsan ve insanın çevresiyle ilişkisi ( Kompozisyon - Yazı - Makale örneği ) 

           Çevre, canlıların içinde bulunduğu ve tüm hayati faaliyetlerini sürdürdüğü ortam ya da koşullardır. İlk canlılardan olan insanın ataları bu ortam içinde meydana gelmiş, üremiş ve yaşamışlardır. Doğanın ve çevresel etmenlerin insana etkilerinin yaşamsal özelliklerini kazanması ve mücadele yetisinin yükselmesini sağlaması yanında, zaman içinde insanın doğaya olan sınırlı karşı etkisi sonraki yıllarda ön plana çıkmış ve insanın varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Yaşama standartlarının giderek yükselmesi ve dünya nüfusundaki hızlı artış doğal kaynaklar üzerinde ve bireysel davranış ve ilişkiler üzerindeki baskıyı artırmıştır. Artan nüfusun doyurulması, giydirilmesi ve barındırılabilmesi kaynak kullanımını hızlandırmış; sürecinde ise kaynakların paylaşılmasında insan etki faktörü ağırlık kazanarak bireysel ilişkilerin, kişi merkezli, fiziki çevrenin yanında ruhsal çevre ve çerçevenin yapılanmasının beraberinde ciddi çevre(!) sorunlarını getirmiştir. Günümüzde çevre sorunları artık gerçek olmaktan dahi çıkarak ve tüm dünyayı tehdit eder hale gelmiştir, bunu sadece tabi doğanın tehditlenmesi olarak değil aynı zamanda insan doğasının da tehlikeye girmesi olarak algılanması gerekir.
            Doğal çevresi ve ferdi çevresinin, sorunlarının arkasında yatan esas etmenin insanın kendisi olduğu gerçeği ancak 1960'lı yıllarda anlaşılabilmiştir. Doğal çevresi ve ferdi çevresi ile insan arasındaki hassas dengenin korunması insanın sorumluluğundadır. Genel bireysel ve toplumsal eğitimle birlikte, sosyal olmanın getirdiği gereklilik veya zorunlulukların yanında, çevre (toplum bilimi) eğitimi, insanları sorumluluklarının bilincine vardırmak ve yarattığı çevre sorunlarının çözümüne katılımlarını sağlamak için en uygun yollar olarak görülmektedir. Bu eğitsel çabanın altında hem bilimsel hem de ruhsal alanda amaçları vardır.

Bilimsel alandaki amaçları, kişileri daha çevreci olmasının getirdiği kültürel seviye yükseltilmesi amacıyla, okur-yazar yapmaya yönelirken, ruhsal alandaki amaçları çevresine ve çevrenin sorunlarına, kendi çevre ve çevre sorunlarıyla da, karşı değer ve tutumları oluşturur. Eğitim bireylerde davranış değişikliği oluşturma ve insanları geleceğe hazırlama işlevini hedefler, çevre eğitimi insanın biyofiziksel ve sosyal çevresiyle ilgili değerlerin, tutumların ve kavramların tanınması ve ayırt edilmesi diye tanımlanmaktadır.

İnsan ve doğal çevre eğitimine ilişkin ilk çalışmalar insan ve doğa araştırmaları ve korumacılık olarak kendini göstermiştir, daha sonra fark edilmiş ki bu çalışmalar insan odaklı bireysel çevre araştırma ve korumasının ve korunmasının eğitiminin verilememesi durumunda tüm çabalar neticesiz kalmaya mahkum olmak konumunda kalmaktadır. Gerek insanı gerek ise doğayı merkez alan çevre ve ilişkiler eğitimi, bireyin ve dünyanın karşı karşıya bulunduğu sorunlardan haberdar olan, bu sorunların nasıl çözülebileceğini bilen ve buna gönüllü olan vatandaş yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu insan ve doğa merkezli çevre eğitiminin esaslarını bilgilendirme, haberdar olma ve ilgilenme oluşturmaktadır. Eğitim ve öğretim sürecinden geçen kişilerin birey ve doğal çevre konularında sorumlu davranışları sergileyebilmelerine olanak sağlayıcı ve teşvik edici bilgi, beceri ve değer yargıları ile donanmış, bireysel gelişimin farklılaşmasının getireceği sağlıklı ilişkileri yaşayabilecek, vatandaşlar olarak yetişebilmelerine yardımcı olmasını sağlamak amaçlanmaktadır.
            Bu genel amaç doğrultusunda toplumsal yaşamın bireysel ilişkilerin sağlıklılığı ile birlikte çevre bilinci yüksek fertlerden oluşan bir toplum yaratmak üzere gereken eğitimin temel hedefleri; İnsan etrafında gelişen kişi kaynaklı olayları ile çevre ve doğa olaylarına karşı daha hassas bir yaklaşım olanağını yaratacak ve çevre ile çevresindeki olayları duyu organları yolu ile algılayabilecek, suni zorlama çevre ile doğal çevrenin özelliklerini karşılaştırmalı olarak çözümleyip, aralarında etkileşim ağını inceleyip irdeleyebilecek, bunları yapabilmek için gerekli sosyal teknik ve toplumsal metotları öğrenip uygulayabilecek, karar verme yeteneği gelişmiş, böylece kendi çevresi ile doğal çevre sorunlarını tanımlayıp çözümlemeyi gerçekleştirebilecek işlev ve becerileri kazanmış, yakın çevresinde ve kendi yaşam ortamında doğayı koruma felsefesini geliştirip tatbik edebilen, sosyal yaşamında gerekli olan özellikleri (özgüven, sorumluluk, yaratıcılık, kendini diğerlerine anlatabilme, inandığını uygulayabilme gibi) gelişmiş, sahip olduğu değer yargılarının neler olduğunu bilen ve diğer kişilerin aynı değer yargılarına sahip olmaması halinde doğan çelişkileri uzlaşma ile nasıl giderebileceğini bilen, doğal çevrenin özelliklerini bozmadan hatta korumak ve geliştirme yapabilecek sosyal faaliyetler yaratabilen veya bunlara katılan fertler eğitilmesi, olmalıdır.
            Örgün Eğitimin amacı; araştırma, geliştirme ve davranışları itibariyle bilimsel verileri değerlendiren, kullanan, yorumlayan ve yeni değerler üretebilen insanlar yetiştirmektir. Sosyal, fiziksel ve biyolojik çevre öğeleriyle bir bütün olarak verilmesi gereken bilgiler bu tür bir eğitimin bir başka boyutudur. Kişinin sağlıklı bir çevre ve çerçevede de yaşamasının bir hak olduğu kadar, böyle bir, gerek bireysel veya toplumsal çevrenin oluşturulması ve sürdürülmesinin aynı zamanda bir görev olduğunu kavratmak ise bu tür eğitimin olamazsa olmaz diğer bir kuralı olmalıdır. 

Sağlıklı çevrenin insanın gerek ruhsal gerek ise akıl sağlığı ve geleceği için gerekli olduğu konusunda bilinçlendirilmesi, bozulan çevre ve ilişkilerinin insan ve toplum için doğuracağı olumsuz sonuçlara dikkat çekilmeli, bireysel ve doğal çevreyi olumsuz etkileyen faktörler konusunda bilinçlendirilmeli, doğal ve bireysel kaynakların savurganlığının olumsuz sonuçlarını kavratarak ve savurganlığı önleyici davranışlar kazandırılmalı, bunun için neyin, ne şekilde ve kime öğretilebileceği konularına ağırlık verilmelidir. Böylelikle sosyal çevre yaşam bilgisinin bir sentez bilgisi olduğu kavramı, sosyal çevre yaşam eğitiminin kişinin tüm hayatı boyunca alması ve uygulaması gereken bir eğitim süreci olduğu, temel amacın bireylerin sosyal çevre yaşam bilincinin geliştirilmesi, sosyal çevre yaşama duyarlı, olumlu, kalıcı davranış değişiklikleri kazandırılması, doğal, tarihi ve estetik değerlerin korunması, bu uygulamalara aktif katılımın sağlanması gerekir. Kişi organizmasının dışında bulunan her şeyin çevrenin bir çevresel öğe olduğu ve çevresel öğelerin sürekli bir etkileşim içerisinde bulunduğunun bilincine varılması sağlanmalıdır.

Kişisel çevre ve bu çevresi ile arasındaki ilişkileri arasındaki önemi, sağlıklı sosyal ve toplumsal bir çevrede yaşamanın, birey katkılı anayasal bir hak olmasının yanı sıra, böyle bir çevreyi oluşturma, koruma ve geliştirmenin aynı zamanda bir sorumluluk olduğu, sosyal ve kişisel ilişkilerin sağlıklılığının, çevre sorunlarının çözümüne katkı ve katılma ile görev alma istek ve bilincinin yerleşmesi ve yerleştirilmesi zorunludur. Bireysel ilişkilerde ve yaşamsal çevreyi korumanın yanı sıra düzeltici adımlar atma, bu tip düzeltici çabaları destekleme istek ve bilinci de olmalıdır.

Kendi yakın çevresinden başlayarak, ülkenin ve dünyanın yaşam destekli bireysel ve sosyal ilişkiler ile çevre sorunlarını kavramasını sağlayacak temel bilgilerle donatması kaçınılmazdır. Sorunların çözümüne katkıda bulunabilecek temel bilgilere sahip olmayı becererek, böyle durumlarda toplumsal organizasyonları kolaylaştırma, zaman ve insan kaybını en aza indirecek uygulama ve davranışlara katılma sorumluluğunun bilincine ulaşmayı kazanabilmeli. fertlere belli bilgi, beceri ve davranışları kazandırmak, değişik hayat şartlarına uyumun sağlanabilmesi için hayat boyu yapılan eğitim ve öğretimin tümüdür. Yaygın eğitimin esas amacı kişiye zamanın gerektirdiği bilgi ve beceriyi kazandırarak onun ekonomik ve sosyal yönden daima dinamik kalmasını sağlamak olmalıdır. Fertlere belli bilgi, beceri ve davranışları kazandırmak, değişik hayat şartlarına uyumun sağlanabilmesi için hayat boyu yapılan eğitim ve öğretimin tümü, bireyin kendi kişisel sosyal ve toplumsal yaşamın çevresel bütünlüğünün sağlanması bakımından gerekliliğin diğer bir yönüdür.
            Topluma yaygınlaştırılmış eğitim ve öğretimin esas amacı kişiye zamanın gerektirdiği bilgi ve beceriyi kazandırarak onun sosyal ve ekonomik yönden daima dinamik kalmasını sağlamaktır. Yaygınlaştırılmış eğitim ve öğretim kapsamında verilecek sosyal ve toplumsal yaşam çevre eğitimi ise gerek bireysel gerek ise sosyal çevrenin ilişkilerinin rasyonel kullanılabilmesi ve böylelikle sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bozulmadan aktarabilmesi için gerekli olumlu, pozitif tutum ve davranışları bireylerde oluşturmayı hedeflemektedir ki bu şekilde bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda daha duyarlı hale getirilebilmesi mutlaka sağlanmak durumundadır. Kişilerin duyarlılık düzeylerinin artırılması ve böylelikle yeni yetişen gençlerin de bu konuya duyarlı hale getirilmesi mümkün olabilir. Bu faaliyetlere katılan bireylerin sayısının esas populasyonun küçük bir kısmını oluşturduğu gözlenmiştir. Bireysel ilişki ile sosyal ve doğal çevreye ilişkin tutum ve davranışlarının geliştirilmesine yönelik çaba ve çalışmaların yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.

 Toplumsal duyarlılığın oluşturulmasında basın ve yayın organlarının da büyük rolü olduğu açıktır. Basın organlarında yer alan sosyal ve toplumsal yaşam ilişkileri konusunda duyarlılığın artırılmasına yönelik haberler, daha çok bazı köşe yazarlarının konuyla ilgili görüş ve önerileri ile kısa haber niteliğindeki yazılardan oluşmaktadır. Oysa ki dünyadaki genel eğilimler çerçevesinde, öncelikli olarak, basında konuyla ilgilenen gazetecilerin çeşitli zamanlarda seminerlere çağırılarak eğitimden geçirilmeleri fevkalade önem arz etmektedir. Ancak bu şekilde tüm basın organlarında bir tür eş güdüm ve birliktelik sağlanabilir. Bu tür seminerlerde gönüllü kuruluşlardan yararlanılmalıdır. Burada hedef amaçlanan birey merkezli çevresel etkileri güdüleyebilecek yapısal etkileşimleri tetiklemektir. Sivil Gönüllü Kuruluşlar gönüllülük esası ile insanlık yararına hizmet etmek için herhangi bir çıkar gözetmeksizin kurulmuş teşkilatlardır. Günümüzde sürdürülebilir kalkınmış ve gelişmiş bireysel katkılı toplumsal yapısal örgü hedeflerine ulaşılabilmesi için gönüllü kuruluşların rolü de yadsınamaz. 

      Toplumsal yaşam destekli birey statülü sistemde kalkınma konusundaki esas üyeler her ne kadar kişiler ise de, kalkınmanın, sosyal birlikteliğin kişisel çevresel ilişkilerin sağlıklılığının toplumun bütün unsurları aktif olarak katılmadıkça sürdürülebilir olamayacağı açıktır. Günümüzde artık birey katılımlı sürdürülebilir gelişmişlik modelinin daha etkin olduğu gerçeği anlaşılmış ve bu konuda gönüllü kuruluşların sivil toplumu güçlendirmede ne denli önem arz ettiği açıkça ortaya konmuştur. Gönüllü kuruluşlar, sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda politika değişiklikleri için gerekli itici gücü oluştururlar ve devlet yaptırımlarını destekler ama hiç bir zaman devlet gücünü yerine

geçemezler. Çoğulcu toplum yapısı içinde yer alan gönüllü kuruluşlar, sosyo-politik yaşamın önemli bir parçasıdırlar. Günümüzde demokratik sistemin vazgeçilmez özelliğini oluşturan vatandaş katılımı ancak gönüllü kuruluşlar yoluyla mümkündür. Bu nedenle ülkemizde, gönüllü kuruluşların ülke genelinde yapılanmalarının teşviki, gönüllü kuruluşlara üyeliğin artırılması, alt yapı sorunlarının çözümü ve mevcut işleyişe dahil edilmeleri konusunda yapılacak iyileştirmeler çevre duyarlılığını ve dolayısı ile çevrenin korunmasını da şüphesiz beraberinde getirecektir, bununla birlikte sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda çevresel bütünlüğün sağlanabileceği hakkında varılan kanı güçlenecektir.
            İnsanın yaşam ve sosyal ilişkilerinde çevresinin doğal temelini biyolojik ve fiziksel özelliklerin oluşturduğu her ne kadar doğruysa da insanların gereksinimlerini karşılarken doğal kaynakları anlayıp daha iyi bir biçimde kullanmaları için gerekli olan yaklaşımın ana hatları ile araçlarını belirlerken, ahlaki, sosyal, kültürel ve iktisadi boyutlar da önemli bir rol oynar. İnsanlar doğasıyla ve doğayla uyum içinde olan sağlıklı ve üretken bir yaşam sürdürmelidirler, sürdürülebilir sosyal ve bireysel gelişme ile kalkınma ve tüm insanlar için daha iyi geleceğin oluşturulabilmesi için toplum ve dünya gençlerinin yaratıcılık, ülkü ve yürekliliği harekete geçirilmelidir.
            Artık günümüzde söz konusu sorunların çözüm yolunun sorunların kökünde yatan sosyal, iktisadi ve kültürel faktörlere dayandığını ve bunların sadece teknoloji kullanarak çözümlenemeyeceğini biliyoruz. O halde bireylerin çevreyle ilgili değer, tavır ve davranışlarına yönelik eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesi sürdürülebilir gelişme ve kalkınmanın en temel olgusudur. Bireysel, toplumsal ve/veya doğal çevreye ilişkin tüm sorunlar sosyo-ekonomik koşullar ve yetersiz insan davranış kalıplarından (yoksulluk, kontrol edilemeyen iktisadi gelişme, doğal kaynakların israfı) kaynaklanmaktadır. Bu nedenle birey veya doğal çevre sorunlarına uygun çözümler ancak bilgi ve değer sistemlerine yönelik çabalar sonucu bulunabilir. Gene bu yüzden, toplumsal ve kültürel değişimin temeli olması bakımından eğitim ve öğretime, düşen, bireylerin, çevre ve yaşamın kalitesini, tüm insanlık için sürdürülebilir kalkınma çerçevesi içinde korunma sırasında karşılaşılan sorunlara karşı bilinçli, daha sorumlu ve hazırlıklı olmalarını sağlayacak amaç ve yöntemler kazandırmaktır. Birey Eğitimi, kişisel ve toplumsal yapılanma içinde sorumluluk ve dayanışma ruhunun yaratılması amacıyla, modern dünyanın iktisadi, siyasi ve ekolojik olarak karşılıklı bağımlılığı bilincini yaratmaya katkıda bulunmalıdır ki, ciddi sorunların çözümü için bu şarttır, zira böylelikle bu ve benzeri sorunların, artı veya eksi kutuplarda da olsalar emperyalist, sömürü çıkar grup ve örgütlerinin oynadığı etkin maskeli rol anlaşılabilsin. Böylelikle bireylerin ve topluluğun sürdürülebilir kalkınmış ve gelişmiş bireysel katkılı toplumsal yapısal örgü biçimi hakkında bilinç kazandıkları, bilgi, değer, beceri ve deneyimlerle, bireysel olarak mevcut ve gelecekteki gerek kişisel gerek ise doğal çevre sorunlarını çözüme kavuşturmak amacıyla harekete geçme kararlılığını kazandıkları daimi bir süreç olarak değerlendirilir.
            Bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda etraflarına ve sosyal ile doğal çevreye ilişkin her türlü temel bilgiler bireylerin mevcut zihinsel yapılarıyla uyum içinde olacak şekilde uygun öğretim yöntemleri ve teknolojilerinin de kullanımıyla gözlem, inceleme ve uygulamaya yönelik deneyler yoluyla elde edilmelidir. Toplumsal yaşam destekli birey statülü sistemde birlikteliğin temelini oluşturan bireylerin davranış kalıpları ve motivasyonlarının tanımlanması ve uygun davranış kalıpları ve pozitif tutumun bireylerde oluşturulması işi toplumsal ortak kültür eğitimi ile mümkündür. Öğretim ve eğitimin esas hedefi toplumun tüm bireylerini devamlılığı sağlanabilmiş toplumsal gelişme ve kalkınmanın ilkelerinden haberdar etme, bilgilendirme ve neticede gönüllü vatandaş yetiştirmedir. Öyle ise toplumu oluşturan işçiler, çiftçiler, öğretmenler, uzmanlar karar alma konumunda olanlar, örgün eğitime kayıtlı gençlerin tümünün gönüllü olarak bu işte görev almaları ile başarıya ulaşmak mümkündür.
            İnsanın zihinsel yapısı gereği öğrenmenin mutlaka belli yöntemle, yaparak, yaşayarak gerçekleştirilmesi gereklidir. İşte bu amaca dönük olacak şekilde tasarlanan yaşama ait ortamlarında tekrarlanarak yapılması veya yaşanması veya anlatılması onlarda belli kavramların ve davranış biçimlerinin oluşmasını sağlar. Türkiye'de bireysel ve doğal yaşam birlikteliğinin çevresel ilişkilerdeki sorunların, sürdürülebilir kalkınmış ve gelişmiş bireysel katkılı toplumsal yapısal örgüye ilişkin bilgi eksikliğinden kaynaklandığı için çeşitli sosyal bilimlerde yapılan araştırma bulgularını hesaba katarak, bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda bireysel ve toplumsal eğitiminin içeriğini tatminkar bir hale getirmek üzere araştırma ve deneylerden yararlanılmalıdır. Çünkü kişilerin değer sistemlerini dikkate almayan bir pedagojik yaklaşım düşünülmeyeceği gibi böylesine önemli bir değişkeni dikkate almayan bir sosyal destekli toplumsal öğretimin de başarılı olması düşünülemez. Öyle ise bireysel ve toplumsal eğitimin sadece bilgilerin iletilmesiyle sınırlanmış eğitimsel bir yaklaşım olmayıp, aynı zamanda duyu ve değer sistemlerine seslenen bir süreç olmak durumundadır. Bu amaç

göz önünde tutulduğunda, eğitim bağlamında ve farklı hedef kitleler ışığında bireysel ve toplumsal ilişkiler ile ilgili sorunlar hakkındaki tutum ve değerleri şekillendirmek konusundaki sorunlarla baş edebilmek üzere araştırma ve deneyler yapılmalıdır, veya yapılmış ve yaşanmış olanlardan dersler çıkarılmalı ve alınmalıdır, yüksünmeden...
            Türk toplumunda duyarlılığın her yaş grubunda en üst düzeye çıkarılmasında gerek politika oluşturan ve gerekse gönüllü olarak bu işin topluma mal edilmesine çalışan kişi, kurum ve kuruluşların rolü oldukça önemli olduğuna göre, öncelikle bu toplum ile kamuoyu arasındaki hoşgörü, karşılıklı anlayış ortamının ne şekilde yaratılacağının ve hangi ortak değerlerin oluşturabileceğinin iyice araştırılmasında yarar vardır. Bu bağlamda hem bilimsel hem de kazanılmış manevi destekli psikolojik davranışların kazanılmasına yöneliktir. Bu nedenle de bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı hakkında verilecek eğitimin birey merkezli, yaparak ve yaşayarak öğrenme ağırlıklı olmalıdır, fakat yaşanmış ve uygulanmış toplumsal ve kişi kaynaklı yaşam formlarından da dersler çıkarılmalıdır. Toplumsal yaşam destekli birey statülü sistemde yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda ki eğitim programları bireylerin kendi kendine karar verebilme, problem çözebilme ve bilimsel düşünebilme becerilerini geliştirmelidir. Özellikle sosyal bilimler ve doğal yaşam arasındaki bağlantının açıklanması ve mevcut sosyal ve toplumsal yaşam sorunlarının arkasında yatan esas nedenin sosyo-kültürel etmenlerden kaynaklandığı bilinmelidir. İnsan doğasının işleyişi, biyolojik çeşitlilik ve önemi, günümüz bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sorunları ile çözüm önerileri gibi konulara toplumun yapısal bütünlüğü içinde,kültürel ortak değer yargıları ile birlikte yer verilmelidir. Yani Türk toplumunun kültür ve yaşam biçimini de bilinmesi ve buna saygı duyulması gerekiyor. Böylelikle farklı sosyal sistemlerde uygulanan, bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerini ilgilendiren sosyal politikalarla ilgili yasal ve idari faaliyetlere ilişkin bilgiler incelenip bunlardan dersler çıkartılabilir. Türk toplumunu oluşturan bireylerin ihtiyaçlarına dönük olacak şekilde, toplumsal yaşam destekli birey statülü sistemde, bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda uygulanabilir eylemsel sonuçlar çıkarılmalıdır ki, insan ve onun yaşamsal desteğini sağlayan sosyal ve doğal şartların biri birini tamamlayan bir yapı ortaya çıkarılabilmelidir. Böylelikle insanların kendi doğalarını daha iyi tanıması ve insan ve çevresinin doğasının estetik boyutunun farkına varmaları sağlanır. Bu tür ilişkiler birlikteliğinin sağlıklı devamlılığı böylelikle korunur ve beraberinde toplumsal bilinçlenme sağlanmış olur.
            Geçmiş deneyimler sosyal ve toplumsal yaşam ilişkileri duyarlılığındaki artmış kapasite kullanımının yükseltilmesi eğitiminin, bireyin ferdi gelişiminin bütüncül bir strateji çerçevesinde,öğrenim ve eğitim sürecinin çeşitli bileşenleri (bilgi, araştırma, eğitim programı ve materyali, öğretim vb.) dikkate alarak gerçekleşmesi gerektiğini göstermiştir. Bu nedenle Türkiye'nin sosyo-ekonomik ve kültürel şartları ile özel çevresel durumuna uygun hale getirilmesi için yapılacak çalışmalarda bireylerin sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinin sağlıklılığı konusunda istenen randıman ve verim sağlanabilecektir. Bu şekilde oluşturulan bireysel katkılı toplumsal yapısal örgünün çok daha iyi sonuç vereceği açıktır.
            Bu araştırma ve delemeden çıkartılan sonuç, bence, şudur; İnsanın sosyal ve toplumsal yaşam ilişkilerinde mutluluğu, huzuru, rahatlığı, performansı, uyumu, doğal çevre paylaşımı, farklı yaklaşımlarda ortak değer yargılarına ulaşımını sağlayacak olan, insanın kendisi ile, sosyal toplumun kendisi ile, ülkenin kendisi ile barış ve barışlık içinde olmasının yolu geçmiş değerleri ile kültürel birikimini ve inançlarını yadsımadan, daima bir ileriye götürmek amaçlı, yaşayan her canlının yaşam ve varlık hikmetinin hak ve hukukuna saygılı ve itinalı olmasından geçer.
            Bütün bu değerler ve sonuçlar büyük ve uzun sürece ihtiyaç duymaktadır, yapılmış, ulaşılmış, keşfedilmiş temel yaşam biçimlerinin yeniden bulunması için çabalamasına ihtiyaç yoktur. Atalarımın yaşamış olduğu fikri ve milli değerlerin benim içinde geçerli olmaması için bir sebep yoktur. Onurlu bir ırk ve milletin ferdi olmaktan, benim gibi benden başka herkesin benim kadar yaşam ve var olma hakkının yaradılıştan Rabbi tarafından ihsan edildiğini kabul ederek, sürdürülebilir kalkınmış ve gelişmiş bireysel katkılı toplumsal yapısal örgünün bütünlüğünün sağlanmasında ferdi katkı sağlamanın getireceği hazzı yaşamak arzusuyla birlikte, toplumsal yaşam destekli birey statülü sistemde beni gerek bireysel yaşamımda gerek ise toplumsal ve doğal çevre de kalkındırıp geliştirecek ulvi fikri yapıya teslim olmaktan gurur duyarım.
            İnancımın ve Türk olmamın sorumluluğunda ben içinde ben kaybolmayı becerebilmeyi isterdim.Yaşamın her anının tarafımıza emanet verildiğini bilerek, akıldan hiç çıkarmamacasına, kendimize, sorumlu olduğumuz bireysel ve sosyal çevremize, doğal ortama, yaşadığım ülkeme, bayrağıma, toprağıma ve Allah’ıma layık olarak yaşayabilmeyi ve yaşatabilme arzusu ve dileğiyle...
Sağlıcakla ve emanetle kalınız...

Yazan: Dr. Akif Öter


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:


Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Çevre ve Çevre Kirliliğinin Yol Açtığı Sonuçlar ( Yazı , Şiir , Güzel Sözler )(51100)

İnsan Irkı ve İnsan Türünün Dağılımı(31191)

Küresel Çevre Kirlenmesi Makale Örneği(24071)

Doğal ve Yapay Çevre(19003)

Çevre Mühendisliği Staj Esasları ve Örnek Staj Defteri(14564)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

saane - 11.03.2016, 18:32
 

çok güzel ama uzun


ben - 21.03.2016, 16:44
 

çok uzun okumadım ama şimdi okucam kesin güzeldir.


elif çayır - 21.03.2016, 17:15
 

çok kısa bebek oyuncağı ha ha ha


öykü diner - 24.03.2016, 18:25
 

cevabını herkes bilir çok saçma niye sordunuz

 


Ziyaretçi - 29.03.2016, 07:51
 

çoook uzun. elif çayır sana kısa yazı verseler herhalde bir harf diyeceksin


helin şevval bulut - 04.04.2016, 11:36
 

bencede çok  uzun ama işime yarayacak


bumut koska - 11.04.2016, 11:30
 

oooooo böyle olmaz ki elif çatır


fatma sude başkaya - 16.04.2016, 11:07
 

güzel ama çok uzun


Ahmet Enes Kaya - 26.04.2016, 18:34
 

ÇOK GÜZEL FEN DERSİM 100 PUAN ALDIM 


eda kilimci - 13.03.2017, 14:12
 

bence çok uzun


ayşegül bayşi - 15.03.2017, 16:01
 

çoooooook ama çok uzun


yaren elif - 23.03.2017, 14:38
 

çok uzun ve aradığım konuyla alakası yok !!!


Ziyaretçi - 27.03.2017, 12:41
 

o kadar uzunki okumaya bile erindim var ya


Muhittin AYDOĞAN - 27.03.2017, 17:53
 

Gerii elif cayir


mina doğan - 06.04.2017, 19:04
 

aradığım şey yok


BERRANUR BİLGİN - 09.04.2017, 16:37
 

ÇOK UZUN AMA İÇ AÇICI. GAYET GÜZEL


BERRANUR BİLGİN - 09.04.2017, 16:39
 

o kadar uzunki okuyamadım......


bunexd - 18.04.2017, 19:50
 

bune lan okumaya usendım


Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!