Araştırma ve ödevleriniz için her türlü kaynağı ve dokümanı En Geniş Araştırma ve Ödev Sitesi: www.arsivbelge.com ile bulabilir ve İsterseniz siz de kendi belge ve çalışmalarınızı gönderebilirsiniz!
Her türlü ödev ve dokümanı
www.arsivbelge.com ile kolayca bulabilirsiniz!

Araştırmalarınız için Arama Yapın:


Araştırmalarınız için Arama Yapın:

  
                    

Klasik Dönemde Osmanlı Hukuku
www.arsivbelge.com
Klasik Dönemde Osmanlı Hukuku dokümanıyla ilgili bilgi için yazıyı inceleyebilirsiniz. Binlerce kaynak ve araştırmanın yer aldığı www.arsivbelge.com sitemizden ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Klasik Dönemde Osmanlı Hukuku başlıklı doküman hakkında bilgi yazının devamında...
Ödev ve Araştırmalarınız için binlerce dokümanı www.arsivbelge.com sitesinde kolayca bulabilirsiniz.

Klasik Dönemde Osmanlı Hukuku

Klasik Dönem Osmanlı Hukuku

Osmanlı Devleti hukukta temel olarak Anadolu Selçuklularını örnek almıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde,
yazılı bir hukuk sistemi yoktur. Ancak ülke topraklarının genişlemesi nüfusun artması gibi nedenlerle hukuki alanda yeni düzenlemelerin yapılması gereği ortaya çıkmıştır.
Osmanlı hukukunun temeli şer’i ve örfi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şer’i hukuk İslami hukuk, örfi hukuk ise padişahların koyduğu hükümlerdir. Bu iki hukukun birbiri ile çelişmemesine dikkat edilmiştir.
Şer’i hukuk tamamen İslâmi esaslara dayandığından sadece Müslümanlara uygulanmıştır. Gayrimüslim tebaa kendi hukuk kurallarına göre yargılanıyorlardı.
Azınlıklara tanınan bu hukuki ayrıcalıklar kapitülasyonlarda yer almıştır. Bu ayrıcalık devletin yıkılışına kadar devam etmiş ve bu durum azınlıkların bağımsızlıklarını kazanmalarında da etkili olmuştur.
Örf–i hukuk bizzat padişah ferman ve beratlarına dayanıyordu ve doğrudan padişahın ağzından yazılıyordu. Sosyal hayatı düzenleyen kurallardı.
İlk Osmanlı Kanunnameleri Fatih Devri’nde yazılan Kanunnâmeiâliosman’dır ve devlet kuralları ile ilgili birçok hüküm yer almıştır.
Bundan sonraki Osmanlı padişahları da yeni kanunlar hazırlamışlardır. II. Bayezit ve Yavuz bunlar arasında yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi Kanuni Sultan Süleyman Döneminde hazırlanan Kanuni Kanunnamesi’dir.

KANUNNAMEDEN BİR ÖRNEK:

Osmanlı Devleti’nde adalet anlayışı insanlara has değil kurda, kuşa, toprağa ve suya da yöneliktir. Osmanlı  kanunnamelerinde, “… ve ayağı yaramaz beygiri işletmeyeler at, katır ve eşek ayağını gözeteler ve semerini göreler; ağır
yük vurmayalar, zira dilsüz canavardurlar, herhangisinde eksik bulunur ise sahibine tamam itdüre, hammallara ağır yük vurmayalar…” diye hükümler konularak beygirin sakat ayağından eşeğin semerine ve vurulacak yüke kadar hususlar gözden uzak tutulmamıştır.
Fatih devrinde hazırlanan kanunnameler çok kapsamlı idi. Bu kanunname ile Fatih Sultan Mehmet merkezi otoriteyi güçlü tutmak istemektedir. Öyle ki Fatih Kanunnamesi’nde şehzade katline izin verilmiştir.

KANUNNÂME’DEN

“Evlatlarımdan her kimesneye saltanat müyesser ola. Devletin bekası için kardeş katli caizdir ve bütün ulema buna cevaz vermiştir.”

FATİH KANUNNAMESİ

İstanbul’un fethinden sonra hazırlanan bu kanunlarla devlet teşkilâtına imparatorluğun büyüklüğüne yaraşır bir karakter
vermek için hazırlanmıştır. Bu kanunlarla devlet teşkilâtında yeni düzenlemelere gidildi. Kanunname üç kısımdan oluşuyordu.
Birinci bölüm devlet yöneticilerinin protokoldeki yerleriyle ilgilidir. Ayrıca birinci bölümde padişaha kimlerin arzda bulunabilecekleri, kadıların mertebeleri gibi bölümler vardır. İkinci bölüm saltanat işlerinin tertibi ve saray hizmetkârlarının bayramlaşma merasimleri ile ilgilidir. Üçüncü bölüm suçlar ve cezaları, mal sahipleri ve gelirleri ayrıca yabancıların devlete ödemeleri gereken vergiler ile hanedan mensuplarına dair lakap örneklerinden bahsetmektedir.
Yine Fatih Kanunnamesi ile medreselerin yönetimi, akademik yapısı ile buralarda görev yapan personelin seçim, atamaları ve maaşlarından bahsetmektedir. Bu yönüyle bu kanunname Türk tarihinde ilk yüksek öğretim mevzuatı sayılmaktadır.

TANIYALIM

FATİH SULTAN MEHMET (1432 – 1481)

Fatih Sultan Mehmet 29 Mart 1432’de Edirne’de doğdu. Babası II. Murat, annesi Hüma Hatun’dur. Devrinin en büyük alimlerindendir. Yedi yabancı dil bilirdi. Aynı zamanda şairdi ve Avni mahlasıyla şiirler yazmıştır. 1466’da Batlamyos Haritası’nı Arapçaya çevirtmiştir. Yabancı ilim adamlarını himaye etmiştir. Bunlardan biri Ali Kuşçu’dur. Ünlü ressam Bellini’yi İstanbul’a çağırmıştır. Otuz yıl hükümdarlık yapmış olup bu sürede yirmi beş sefere katılmıştır. Bunlardan en önemlisi İstanbul’un fethidir.
Bu fethi ile Hz. Peygamber’in müjdesine nail olmuştur. İstanbul’dan hariç Kırım, Ege Adaları ve Anadolu’da birçok toprak ile Avrupa’da Sırbistan ve Mora başta olmak üzere fetihler yapmıştır.
3 Mayıs 1481’de Maltepe’de vefat eden bu padişahın kabri Fatih Cami yanındaki Fatih Türbesi’ne defnedildi.

ÇİNGENE SANCAĞI KANUNNAMESİ:

Kanuni devrinde hazırlanan bu kanunname ile gayrimeşru iş yapan Çingene kadınlarından kesim adı altında vergi alınmıştır. Bu bilginin doğru olup olmadığı tartışmalıdır. Osmanlı 16. yüzyılda bu kişilerin yaşadıkları topraklarda bir Çingane Sancağı kurmuştur. Bu sancağın beyine Çingene Beği veya Miri Kıptiyan denmiştir.
Çingene Müslümanları hane başı 22 akçe haracı muvazzaf vergisi ödüyorlardı. Müslüman Çingenelerle gayrimüslim Çingenelerin kız alıp vermesi yasaktı. Çingenelerle ilgili bu düzenlemeler Kanuni devrinde 1531’de yapıldı. Kanunnameye göre Çingeneler kâfir ve Müslüman diye ikiye ayrılmıştır. Yukarıda bahsedilen gayrimeşru iş olarak fal bakma, dans ve oyun gibi eğlenceler kastedilmektedir. Para cezası da bu suçlar için uygulanmaktadır.

FERMAN:

Bu tabir ilk kez İslamiyet’i kabul eden İlhanlılar tarafından kullanılmıştır. Daha sonra Osmanlı tarafından kullanılmıştır. Orhan Gazi’nin 1324 tarihli Vakfiyesi ilk Osmanlı Fermanı, 1922 tarihli VI. Mehmet’e ait olan ise sonuncu Osmanlı Fermanı’dır. Osmanlıda padişah emri denilen fermanlar iki çeşittir. Birincisi doğrudan doğruya divandan maliyeden yazılarak, üzerine hükümdarın tuğrası çekilerek gönderilen emrişerif idi. Diğeri ise tuğralı bir fermanın üzerine ve baş tarafına padişahın kendi el yazısı ile fermanda yazılanı teyid eden iradedir.

Osmanlı Devletinde hukuk

BİLGİ NOTU:

ADALETNAME

Padişah veya halifelerin kanunları uygulamayan ve görevlerini kötüye kullanan devlet adamlarını uyarmak için yayımladıkları yazılı emir. Adalet hükmü de denir. Adaletnameler, şikâyetlerin sıralandığı birinci bölüm, şikâyetlerin değerlendirildiği ve yasak veya serbest bırakılan hareketlerin anlatıldığı ikinci bölüm ve emirlerin yerine getirilmemesi
durumunda verilecek cezaların yazılı olduğu üçüncü bölüm den meydana gelmektedir.
Adaletnameler kadılar tarafından şer’iyye sicillerine işlenirdi. İsteyen herkese bir nüshası verilebildiği gibi okunması için bir meydana asılırdı. Adaletnamelerin uygulanma durumunu anlamak için gizli müfettişler gönderilirdi.
Osmanlı Devleti’nde bilinen ilk adaletname Yavuz Sultan Selim devrinde Eflak halkı için yayımlanmıştır.

a) Osmanlı Devleti’nde Hukuki Yapı:

Osmanlı Devleti 1299’da bağımsızlığını ilân ettiğinde Anadolu’da kurulan beylik ve devletlerin en zayıflarından idi. Hatta öyle ki toplam nüfusu üç yüz çadıra tekabül etmekteydi. Ama bu devlet sadece birkaç yüzyıl içinde üç kıtaya hâkim olduğu gibi dünyanın en büyük devletlerinden biri haline gelmiştir.
Osmanlı’nın kısa sürede büyümesinin sebeplerinden birisi de adaletli ve hoşgörüleri yönetimiydi.
Osmanlı Devleti, Müslüman – gayrimüslim ayırımı yapmadan herkese adaletli davranmıştır.
Daha önceki bölümlerde geçtiği gibi Fatih Sultan Mehmet bir dava sonucu Rum ustabaşı ile mahkemeye gitmiş ve mahkeme tarafından padişah suçlu bulunmuştu.
Yâni mahkemeye gelen bir padişah da olsa adaletten asla taviz verilmemiştir.

HUKUKUN UYGULANIŞI

Osmanlı Devleti’nde hukukun uygulanışından adalet işlerinin divandaki temsilcisi kazasker tarafından gerçekleşiyordu. Kazasker aynı zamanda kadı ve müderrislerin atama ve görevden alınma işlerine bakıyordu. Kazaskerin de temsilcisi olduğu Divan Teşkilatı adeta bir yüksek mahkeme gibi çalışıyordu.

✍ Divan Teşkilatı’nın Bakanlar Kurulu’ndan ayrıldığı en önemli nokta Divan’ın yargı görevini yerine getirmesidir.
Şeyhülislam da din alimlerinin başkanı sayılmakla birlikte, yargılama yetkisi yoktu. Şeyhülislamın hukuk ile ilgili vazifesi, divanda alınan kararların İslam dinine uygun olup olmadığı karar vermekti. Verdiği bu kararlara “fetva” denir.
Osmanlı Devleti’nde adaletten sorumlu kişi kadı’dır. Kadı’nın verdiği karara padişah pek karışmazdı. 

✍ Bu uygulama ile Osmanlı Devleti’nde yargının bağımsız olduğu anlaşılmaktadır. Kadı’nın vermiş olduğu herhangi bir hükmü beğenmeyen halk, bir üst mahkeme olan Divanıhümayun’a başvurabiliyordu.

✍ Bu durum vatandaşların haklarını rahatça arayabildiğini ve Divan’ın temyiz vazifesini yerine getirdiğini göstermektedir.
Kadılar, kaza ve sancak birimlerindeki mahkemelerinde başkanlığını yapıyorlardı. Kadılar, sadece şer’i hukukun başında olmayıp, örfi davalara da bakıyorlardı. 

Kadıların bunların dışındaki görevlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

★ Başkentten gönderilen ferman ve beratların halka ulaşmasını sağlamak
★ Bulundukları bölgenin asayişini sağlıyorlardı.
★ Vakıfların denetlenmesi ve vergilerin düzenli bir şekilde toplanıp hazineye aktarılması işi de kadıların görevleri arasındaydı.
★ Miras, ticaret, nikah gibi işlemleri karara bağlayan kadı ayrıca kişiler arasındaki anlaşmazlıkları da çözmeye çalışır.

✍ Kadılar bütün bu görevleri yerine getirirken böcekbaşı, subaşı, çöplük subaşısı gibi kimselerden yardım alıyordu.
Ayrıca katipleri ile bilirkişiler (ehlivukuf) mahkemelerde kadılara yardımcı oluyordu.
Nahiyelerde ise naibler, kadının vekilliğini yapıyorlardı. Osmanlı mahkemelerinde alınan kararlar şer’iyye sicilleri adını verdiğimiz defterlere yazılıyordu.

✍ Halk ile fazlaca kaynaşmamaları için kadıların görev süresi de devirlere göre on sekiz ay ile üç yıl arasında değişmiştir.
Osmanlı Devleti’nde kadılıkta en üst mevki başkent yani İstanbul kadılığı idi. Tüm kadıların atama işini kazasker yaptığı halde İstanbul kadısını doğrudan padişah atıyordu. Bunun yanında Mekke, Medine, Şam, Kudüs ve Kahire kadılıkları da çok önemli sayılmıştır.

Osmanlı Devletinde hukuk

OSMANLI HUKUKU

Mohaç Savaşı’nda Türklere esir düşen ve daha sonra Osmanlı ülkesinde gördüklerini “Türklerin Gelenek ve Görenekleri” adlı kitapta toplayan Macar asıllı Bartholomaus Georgievic’in, Osmanlı adalet anlayışı ile alâkalı olarak: “Türkler ve Hristiyanların hakimleri aynıdır. Müslümanlar arasından seçilen hakimler ayırım gözetmezler, herkese aynı adaleti uygularlar. Öldüren öldürülür, hırsızlık yapan veya zorla bir şey alan asılır. Pazarda sütünü satan bir kadının sütünü içen ve parasını ödemeyen bir Yeniçeriye de aynı kaide uygulanırdı. Ben buna Şam’da şahit oldum.” diye aktarmaktadır.

Adalet Kulesi:

Osmanlı Devleti’nde kadıların verdiği kararları beğenmeyen bir kişi şikâyetini en üst mahkeme olan Divanıhümayun’a iletebiliyordu. İşte yukarıdaki kulenin altında divan toplantıları yapıldığından ve adaletle ilgili kararlar verildiğinden kule bu ismi almıştır.
Kuleye bu ismin verilmesi Osmanlı Devleti’nin adaleti her şeyden üstün tuttuğu yönündeki anlayışı sembolize etmesi bakımından önemlidir.

b) Osmanlı Hukuk Sistemindeki Değişmeler:

 Osmanlı hukuk sisteminde değişiklikler 19. yüzyılda meydana gelmiştir.
 II. Mahmut’un tahta çıktığı dönemlerde ayanlar oldukça güçlenmişti.
 Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa, ayanlarla 1808’de Senediittifak’ı imzalayarak padişahın mutlak otoritesini ilk defa kısıtlamıştı. Padişah, bu belge ile ayanların varlığını kabullenmiş oluyordu.
 Yine II. Mahmut Dönemi’nde ilerleyen zamanlarda ayanlık sistemine son verilmiştir.
 II. Mahmut, yapmış olduğu bu düzenlemeler ile adeta Tanzimat Dönemi’nin temellerini atmıştır.

BİLGİ NOTU:

II. Mahmut Dönemi’nde gayrimüslim halk için kullanılan reaya kelimesi kaldırılmış, bunun yerine tüm Müslüman ve gayrimüslim halk için tebaa tabiri kullanılmıştır.

 II. Mahmut Dönemi’ndeki hukuk alanında yapılan bir diğer yenilikte “eşit vatandaşlık” anlayışının önünü açan“müsadere” sisteminin kaldırılmasıdır.

BİLGİ NOTU:

Müsadere sistemine göre suçlu görülen bir kişinin malına devlet el koyabiliyordu. Burada amaç suç işlemeye karşı caydırıcılık getirmekti. II. Mahmut bu uygulamaya son vermekle suç işleyen kişi veya kişilerin ailelerinin de cezalandırılmalarının önüne geçtiği gibi özel mülkiyetin korunmasına çalışmıştır.

 II. Mahmut Dönemi’nde bugünkü Adalet Bakanlığı’nın görevini üstlenen “Nezaretideavi” kurulmuştur.
Bu bakanlığa bağlı olarak oluşturulan kurullar sayesinde modern hukuka geçiş yapılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine ait kanunlar birleştirilerek Fatih Sultan Mehmet devrindeFatih Kanunnameleri ve Kanuni Sultan Süleyman devrinde Kanuni Kanunnameleri hazırlanmıştır. Fakat değişen şartlar bu kanunların yetersizliğini göstermiş ve 19. yüzyıla gelindiği zaman Osmanlı Devleti hukuk alanında da Batının tesirinde kalmıştır. Bu doğrultuda 1839’da “Tanzimat Fermanı” ilan edilmiştir.


Ekleyen:Ümit SERT
Kaynak:(Alıntıdır)
Aradığınız Dokümanı Bulamadıysanız, Farklı Araştırmalar Yapmak İstiyorsanız Site İçi Arama Yapabilirsiniz!

Ödev ve Araştırmalarınız için www.arsivbelge.com Sitesinde Kaynak Arayın:

Ödev ve Araştırmalarınız için Arama Yapın:
     Benzer Dokümanları İnceleyin
Osmanlı Devletinde Hukuk Sistemi(107128)

Osman Gazi Dönemindeki Önemli Olaylar(19709)

19. yy Osmanlı Devleti Siyasi Sosyal Ekonomik Durumu(17428)

19. ve 20. yüzyılda Osmanlı Devleti(17284)

Tanzimat Dönemi Osmanlı Devlet Teşkilatı(11286)

          Tanıtım Yazıları
      
Türkçe İtalyanca ve Almanca Cümle Çevirisi İçin Birimçevir Sitesi

Esenyurt, Beylikdüzü ve Kartal Bölgelerinde Satılık Daire İlanları

Belge Çevirisi

Siz de Tanıtım Yazısı Yayınlamak İçin Tıklayın

Diğer Dökümanlarımızı görmek için: www.arsivbelge.com tıklayın.          

Siz de Yorum Yapmak İstiyorsanız Sayfanın Altındaki Formu Kullanarak Yorum Yazabilirsiniz!

Yorum Yaz          
Öncelikle Yandaki İşlemin Sonucunu Yazın: İşlemin Sonucunu Kutucuğa Yazınız!
Ad Soyad:
          
Yorumunuz site yönetimi tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır!